Anasayfa
Sürdürülebilir Av ve Yaban Hayatı için avlağımıza, sulak alanlarımıza, çevreye ve haklarımıza sahip çıkalım, Avcılık ve Atıcılık Kulüplerimizi destekleyelim. Av kültürü, kulüplerimiz vasıtasıyla yaşatılan en önemli değerlerimizdendir.

Sevgili Avcı Dostlar,

Bir süredir MAK ve çalışmaları üzerine eleştiriler, alınan kararlara itirazları medyadan izliyoruz. Hepimizin bu konuda bir diyeceği vardır mutlaka. Fakat bu konuda farklı görüşlerin kavgasına değil, bir uzlaşıya ihtiyacımız bulunmaktadır.
Av ve yaban hayatını, avlakları en iyi tanıyan bizler olduğumuza göre devletin de bize sorması ve içimizden temsilciler alarak karar vermesi (MAK Kararları) oldukça doğal ve demokratik bir süreçtir. Bunu kimse eleştiremez. Eğer sözümüz MAK'a gitmiyorsa sorun bizden kaynaklanıyordur. Önce kendi içimizde uzlaşmalıyız ve hiçkimse de avcıların içinde uzlaşma yoktur diyemez. Hemen hemen tüm avcılar aynı sorunları paylaşmakta ve dile getirmektedir.

Bu demokratik süreç, kurumlar vasıtası ile yürütülüyor ve yürütülmeli. Doğru olan budur. Peki bu kadar eleştiri ve kavga niye? Bütün tartışmayı kurumlarımızda yapmalı ve kurumlarımıza işlerlik kazandırmalıyız. Tabi ki neden bahsettiğimi iyi biliyorsunuz. Kulüplerimizden bahsediyorum. Devlet kurumları günümüzde her konuda uzmanlaşmak zorunda değildir. Yapılanmadığı konularda sivil toplum yapılarından destek ve bilgi alma yoluna gitmelidir. Hep birlikte kulüplerimizi ve federasyonlarımızı işlevselleştirmeliyiz.

Üniversiteler gibi gönüllü ve verimli bilim yuvalarımızdan alacağımız görüşlerle desteklenmiş projelerimiz ile kamu kurumlarının kapılarını aşındırmalıyız. Av ve yaban Hayatı yönetimi konusunda profesyonel çözümler geliştirmeliyiz. Projelerimiz uzun vadeli olmalıdır. Gelecek nesillere sürdürülebilir bir av ve yaban hayatı bırakmalıyız. Şu an topyekün hissedilen rahatsızlık, bilimsel yöntemlerin (en başta gençlerin ve halkın eğitileceği av ve yaban hayatı eğitim merkezleri, sulak alanların yeniden belirlenmesi ve kurutma yerine koruma önlemleri, yaban hayatı sayımları, hayvan türlerinin ihtiyaç duyduğu bitki türleri ile desteklendiği tabiat unsurlarının belirlenmesi vb.) ile aşılacaktır. Batılı ülkelerde bunun örneklerini görüyoruz. Fakat nedense ülkemizde ciddi bir proje üretmek yerine avcılarımız tartışmayı tercih ediyor. Devletin de avcılara uyguladığı ekonomik tedbirler avcılığı -paran varsa yaparsın- anlayışı ile yönettiği izlenimine yol açmaktadır. Biz avcılar bizden devlet tarafından (Maliye, Orman Bakanlığı vs. kurumlarca) alınan avlanma bedellerinin hazineye gelir sağlama aracı olarak görülmesi yerine Sürdürülebilir Av ve Yaban Hayatı için harcanmasını talep ediyoruz. Her geçen yıl artan bu bedellerin ne için alındığının açıklanmasını istemeye hakkımız vardır. Bütün bunları dile getirmek gerekmektedir. Kaçak avlanmanın önüne geçmek için yasaklayıcı ve bedel isteyici sistem yerine eğitici ve gönüllü sistemler getirilmelidir.

Sen-ben kavgası ile kişisel kapris ve siyasetin gölge düşürdüğü çözümsüz, bilimsellikten uzak toplantılarla bir yerlere varılamayacağı kesindir.

Levent EKİZOĞLU