BÜYÜK MENDERES’TE SON DURUM
Büyük Menderes Nehri bir çok çalışmanın yanısıra bir de bazı AB üyesi ülkeler ile Türkiye arasında başlatılmış olan Su Yönetimi hakkında Eşleştirme Projesi kapsamında pilot bölge olarak ele alınıyor.
Eşleştirme Projesinin amacı, AB’nin su yönetimi ile ilgili ve kirlilik azaltma programları ile ilgili bilgisini ve tecrübesini Türkiye ile paylaşması ve uygulanabilirliğini test etmesidir.
Avrupa’nın nehirlerinin bizim nehirlere benzeyen ve benzemeyen yönleri var, Tuna gibi, Ren gibi çok büyük nehirler var. Büyük Menderes Nehrinden daha küçük nehirler de mevcut... Dolayısıyla AB ülkeleri su yöneticilerinin değişik su kütleleri hakkındaki tecrübe ve bilimsel bilgileri çok ileri düzeyde... Avrupa Birliği tehlikeyi görmüş ve nehirler, göller ve sahiller gibi tüm su kütlelerinin nasıl temizleneceğini, daha doğru bir ifadeyle nasıl ekolojik açıdan iyi bir duruma gelebileceğinin yollarını göstermiş. Bunun için tüm üye devletlere 2015 yılına kadar mühlet vermiş.
Türkiye resmi olarak böyle bir yükümlülük kabul etmiyor. “Bizim daha yapacak olduğumuz çok baraj var, kurutacağımız çok sulak alan var” düşüncesiyle hareket ettiğimiz için, AB’nin bu alandaki düzenlemelerini üstlenmek gibi bir niyetimiz yok. Ama bu yolda bize para gelecek olursa da hemencecik niyetimiz varmış gibi hareket ediyoruz.
Neyse, bu proje kapsamında AB ülkelerinin kirlilikle başa çıkma deneyimleri işimize yarar mı bilmiyorum, ancak Büyük Menderes hakkındaki sorunun ne yapılacağını bilmememizden değil, bunu yapacak irade olmamasından kaynaklandığını ve hatta olan iradenin sorunlara yol açtığını düşünüyorum.
O irade değil mi kirlilik kaynaklarını tespit ettirmeyen? O irade değil mi kirletenlere verilen cezaları iptal ettirmeye, uygulatmamaya çalışan? O iradenin ta kendisi değil mi dünya kadar para harcayıp biricik Büyük Menderes Nehrimizin hidromorfolojik yapısını pat küt bozduran?
BÜYÜK MENDERES NEHRİNDE DURUM
Halen çevresine molozlarla setler dikilmiş ve tabanı kazınmış nehirde ekolojik yaşama elverişli su yok. Sulama mevsiminde bırakılmak üzere sular barajlarda ve rezervuarlarda biriktiriliyor.
2008 yılı sulaması için hazırlanan plan ise havzada herkes ürününü ektikten sonra sulama birliklerine gönderildi. Şimdi yetkililer tarafından verilecek “büyük” ve “ciddi” beyanatları dinleyeceğiz. “Suyumuzu idareli kullanalım” “Su zengini değiliz” “Çiftçilerimiz su istemeyen ürünlere öncelik versinler” “Çiftçilerimiz damla sulamaya geçsinler”, vs vs.
Şimdi bu beyanatları dinleyen ve kendisine ayrılacak suyu yeni gören çiftçi ne yapsın? Tarlasını bozup kenara mı atsın? Ekim zamanı geçti. Beylerin geçen senelerden süregelen bir tahmin ve planlama sistemi olmadığı için planlama şu şekilde yapılıyor: “Du bakalım, bu bahar ne kadar yağmur yağacak?”
Bu sistemde öngörü yok, zaman ve yağış sistemini programına alan bir analiz yok. Yapılan nedir? “Yağmur yağdı, teknede bu kadar su toplandı, al sana Söke, gerisi de arta kalan su birikintisini paylaşsın” demektir. Ondan sonra çiftçiden anlayış beklemek, plana uymasını beklemek insafsız olmuyor mu? Sulama sezonunda jandarma gezdirip sezondan sonra “Çok şükür hiç üzücü olay olmadan bu sezonu yönettik” demek ayıp olmuyor mu?
ÇEVRE NE OLDU ?
Büyük Menderes’te halen canlı yaşam yok. Zira kışın artan su seviyesi, barajların tamamen kapatılmasıyla hemen düşüyor. Bu seviye nehirde bir canlı hayatın sürmesine olanak vermiyor.
Şimdi sormak lazım: Dünya Çevre Gününde şöhretli basın demeçleri verip sonra da yöremizin en önemli ekolojik yaşam kaynaklarından birinde canlı hayatını öldürmek birbiriyle uyumlu eylemler mi?
Bir ekosistemde ciddi değişiklik yapmadan önce bu değişikliğin ekolojik yapıya etkisi araştırılmaz mı? Gerektiğinde, hadi sivil toplum kuruluşlarını kaale almıyorsunuz, resmi kurumlara sorulmaz mı?
Tüm dereleri kesip, barajların ağzını sıkı sıkı kapattıktan sonra, “Büyük Menderes eski haline geri gelecek” demek nasıl bir tutumdur? Doğal hayatın sürmesine olanak tanıyacak minimum su miktarı diye bir şey duymadınız mı?
YER ALTI SULARI
İlimizin yöneticilerine sormak istiyorum : Havzamızın yer altı sularını ve jeomorfolojisini tespit ettiniz mi? Artezyen kuyularına kabahati atmadan önce, yer altı sularının nereden beslendiğini biliyor musunuz bakalım? Yapılan ıslah çalışmasından sonra yer altı sularının iyice çekilmesini nasıl açıklayacaksınız?
TEK ÜMİT AB Mİ ?
Bu soruların yanıtının olacağını sanmıyorum. Büyük Menderes hakkındaki her yazım üzgün bir şekilde son buluyor.
Havzada ümitli olmak için çok az sebep var. Bu az sayıda ümit verici sebeplerden birisi de son Avrupa Birliği girişimleri ve ufak da olsa Su Çerçeve Direktifinin ülkemizde de uygulanabileceği ihtimalidir. Bu durumda, her ne kadar ulusal gururumuzu zedeliyor da olsa kendi kendimize yapamadığımız işleri Brüksel zoruyla yapmaya mecbur olacağız. O mesele de yıllar öncesinden tüm hükümetlerce de kabul edilip sineye çekildiğine göre...
İşin bu noktasında aslında o kadar da gücenmeye gerek yok. Siz Büyük Menderes’i kendiniz temizlemeye başladınız da AB mi engel oldu? Biz nehirlerimizden rahatça su alıp içebilir hale geldik te AB mi geldi zehirledi nehirleri? Avrupa Birliğinin kendi su kütlelerinin ekolojik durumunu, hem insanlar hem de diğer canlılar için yaşanabilir hale getirme amacını güden düzenlemelerini üstlenmemizin ülkemizin yararına olduğuna inanıyorum ve bu Proje sonucunda AB’nin su ve kirlilik hakkındaki düzenlemelerinin ülkemizde uygulanmasının gerekli olduğu ve bunların hemen üstlenilmesi gerektiği sonucunun çıkmasını istiyorum.
Bunun ilk güzel sonuçlarının Büyük Menderes Nehri havzamızda görüleceğine eminim.
Mehmet EKİZOĞLU |